4 Temmuz 2010 Pazar

Önemli adam, değerli adam!

Önemli adam kim değerli adam kim? Aslında bu ayrımın çok kolay anlaşılabileceği bir ülkemiz var. Az sayıda değerli, çok sayıda önemli adamımız olduğu açık.

Önemli adamın temel özelliği, protokol kurallarıyla hayat buluyor olmasıdır. Bu nedenle önemli adamın kişiliği protokol kurallarıyla her defasında yeniden inşa edilir. Bu kurallardaki en hafif gevşeme, onun kişiliğinden bir parçanın kaybolmasına tekabül eder. Dolayısıyla, yetkiler, görevler, prensipler, ücret ve nihayet hepsini çevreleyen hiyerarşik ilişkiler önemli adamın temel uğraş konuları arasındadır. Önemli adamın "benim devlet terbiyem buna elvermez" demesi, aksine davranırsam başıma bir "şey" gelir anlamında yorumlanmalıdır. Oysa değerli adamın kaygısı jenerik devlet terbiyesi deyiminden ziyade 'devlet fikri'dir. Önemli adam olmak için mutlaka kurulu bir hiyerarşik yapı ile ilgili bir pozisyon sahibi olmak gerekir. Halbuki, değerli adam olmak için gündüz elinde fenerle gezebilmek bile yeterlidir!

Değerli adam yaptıklarıyla, önemli adam kendisine yapılanla belirginleşiyor. Kuşkusuz değerli olan kalıcı oluyor; önemli olan ise, kendisine hesaplı biçimde önem verenlerin yok oluşuyla kayboluyor. Çünkü değer fikirle, düşünceyle, kişinin duruşuyla ilgili ve bunlar imza ya da parmak izi gibi hep orijinal kalıyor. Önem ise, mekânla, başkalarının kişi karşısındaki duruşuyla ilgili, yani hep başkasının penceresinden görülüyor ve böylece orijinal olmadığı gibi, yanıltıcı da olabiliyor.

Acaba, değerli insan ölse de yaşıyor, önemli insan öldürse de yaşamıyor denilebilir mi? Önemli insanın bu niteliği, her durumda bir idari karara bağlı, önemli oluşu gibi önemden düşüşü de başkalarının kararına dayanıyor. Görevi bitince önemli insan olma vasfı yitip gidiyor. Burada önemin hiç ağırlığı olmadığını söylemiyorum. Zira bu naiflik olur...

Bazan hiç bir şeye sahip olunmadan değerli, her şeye sahip olunsa da sadece 'değersiz' olunabiliyor.

0 yorum: